Instagram’da Şiir Okumak

Sosyal medyada paylaşılan her şey 3 saniyelik şans penceresinde değerlendiriliyor.

Orada paylaşılanın şiir olması ve şiir okurunun dikkatine mazhar olması bunu değiştirmiyor. Hemen bir bentte şairle ilgili kararımı verip onu terk etmek istiyorum. Orada gördüğüm bir metne şairin kurgusunu bekleyecek, onun benim için hazırladığı yolu izleyecek sabrı gösteremiyorum.

Kitaplarda, sevdiğimi bildiğim şiirlerin girişlerine baktığımda bunların da beni ilk 3-5 satırda cezbetmesinin zor olduğunu görüyorum. Kendi yazdıklarıma bakıyorum, onlar da kısa sürelerde okuru cezbetmek üzere tasarlanmamış. Demek ben Instagram’da okuduğum şiirlere yarı kaydırma alışkanlığı yarı kibir, haksızlık etmişim.

Ne hayatın ne şiirin ritmi algoritmaya uygun.

Bu kirlilik içinde iyi bir karşılaşmaya gücüm kalmamış. Duyularım tükenmiş. O şiirleri yeni gözlerle okumaya ihtiyacım var. Hala iyi şiirler yazıldığını biliyorum. İyi bir şiire haksızlık ettiysem özür dilemek istiyorum.

Sanat “clickbait” yöntemine direnmeli. Aforizmacılık: metnin cezbedici anları, metnin edebi açıdan çalımlı anı, halk için cazip olabilecek anı… Onu pekiştiren görsel tasarımların yapılması… Bu tip reklamcı ve hiyerarşik düşünceler insanı çürütüyor. Kaçmak lazım.

Olan bitene yine dijitalde bir çözüm olarak web sitesi diyorum.

Okumak için geldiğimizi bildiğimiz bir yer. Büyük ekranlardan, çalışma masalarımızdan giriyoruz. Henüz kitabı çıkmamış ya da kitabına girmeyen yeni şiirlerini beklediğimiz yazarları okuyabiliriz. Takip ettiğimiz dergiler olabilir. Madem dijitalden de fayda var ve madem yayıncılık piyasasında haksızlığa uğramış çok iş var.. Gözlerimiz ekşiye ekşiye Google Scholar’da makale okumaya alıştık. Bunu da yaparız.

Ancak yazıyı algoritmanın şans penceresine göre kurgulamaya başladıysak adileşiriz. “Ben şiir yazıyorum, ben sosyoloji yazıyorum, girer ajanslarda yazar olarak çalışırım.” diyen benim gibi enayiler varsa aranızda bunlardan korunmanız gerekiyor.

Zihniniz amacınıza alışmaya ve yeniden şekillenmeye çalıştığı için farklı stratejilerle yazmak körelmeye neden oluyor.

Reklam kodları, algoritma düşünceleri bir yana; romanın aklıyla şiir yazmak bile paralel bir iş sayılmaz. Her türün dünyasında başka tasarruflar var. Bu yüzden bir yazarın kendi türü dışında eser vermesi her zaman büyük olaydır. Uzun çalışmalar sonucu ortaya çıkmasına rağmen önceki türde yakaladığı etkiyi bulabilmesi zordur.

Yazmanın yıllara yayılan çalışmaları ortasında, zihninizi zıt yönde şekillendirmek isteyen araçlara sürekli olarak maruz kalmak, sanıyorum insanlık tarihinde yazarların da okurların da hiç vermediği bir sınavdı. Sırf okuyup yazarak, başta hesap etmediği ne çok şeye kendiliğinden direniyor insan.

Alın size öpücük resmi!