pruva

pruva

1.

ayyuka gerilen yarık

yudum suya çatlıyor

dili bu

kantaronun

kara pancarın

yılanlı güvertenin ve

tandırın

toplandığı bulut

ya orada hem kimsiz

2. 

yağar

kantosunu bahçede bırakıp

oyuna kaçan kurbanlıkların

şiştikçe teknesine

3.

köyce helaların

merhemin

ve molozların birinde

masal amca acı derviş ve hileleriyle

bir gün bir gün bir çocuk

4.

balkon mermerlerine yüz serip bin aldığı, bitkin ormanların genç kızlar gibi palazlandığı, künt ev kullarının ava pustuğu anda

orada

rüyalarına tuğlalar yağan kadınların

çemberlerine kar kar oya işledikleri

bir kentte yaşarmış

5.

ona

ekmek küf mü tuttu dönüş yok

koparır atarsın eksilir

koparmasan hep çürür

demişler

6. 

kalbi için

yineden pruva

  1. meşe masalın bir ayağını kısa yaptığında, acı derviş ona sofraların olsun dermiş. daha da bir şey demezmiş.
  2. kara hüznüne çocuklar iri iri atmak için kış. beklerken kar gibi kesiklerine. kadınları göre göre ağlar.
  3. masal amca anlatmış: gün bir yaralı kar tanesi, semayı kaybederek düşerken. iyileşemeden avucunda, erimiş işte.
  4. Ve ekler: sağ salim eriyebilse..

titreyen pruva

  1. sütleğen toynakları tumbalara vurup oynarken sivil, çıngıraklı derelerin ve gece sonunun meraklısı, rehinler olurmuş kendine.
  2. derde kara düşen oğlanların, zil takıp oynama vakti gelsin diye
  3. dikilseydi minareler.
  4. sepken düşüp patlarken kurbağalar yerlere, fenasını da filmde mi görmüştük.

dinmeyen pruva

  1. çeşme yoluna üzümler döke döke demek için: kız ayakların mestan etti yeryüzünü
  2. acı derviş gözel merceğini sinsi sinsi güldürerek: aisophos yayla gördü gölgende, tek eksiğin var. yaşamak.