Hücum Kayıt (ya da günceden bir şarapnel)

yaz kuş ölüleri gibi kanatlarını bırakarak gitti. kopan bağın gürültüsü ulaştı ıssızlıklara. haberi geldi ağustos incirleri gibi düşüp patlayan sevgilerin. onları gövdemizin dalında istedik. kucağımız serin. katıldık göz göre göre kuruyan dere, tıkanan dara. sokağımız kokuyor artık.

üzgündük ve şöyleydi. kapatılmış arşivlerin muamma rafına kayıtsız sözlerdi. mühürlü kapıların, rutubetin ve gönülsüzlüğün arkasına yazılmış şeylerdi. sakındıkça bozuluyor kavuşma. sabahın boş organlarıyla dalgın dolaşan günlerdi. ölü bir dili gösterip “burada ölü bir dil vardı” dediler. ölü insanlara ve bozulmamış çenelerine bakıldı: “bunlarla söylenmiş”. fırçalarla temizlendi çömlek, bakır kaşık, kaburga. “burada bir şair mi yaşarmış” sordular. bir rüya hatırası gibi silikleşti yanağın yüzümde. 

karanlık koridorlarıyla uzun ve eski binası sıhhatin. ölümlerden hatıralar uyandırarak şifalara götürecek. dökülen sıvanın, zelzelenin ve radyasyonun göze takılan hayatı. bir damar yolu işçisinin yirmi ikinci saati. sirk çadırı gibi dolup boşalıp aynı cambaz, aynı trapez, gül gibi tabanca. sizleri iyi ağırladık neşeniz yerinde ya.

özel günlerinizi unuttum. umarım ölmediniz.

çiğ damlaları topluyoruz yeni çay yaprakları üstünden. sonra daha yükseklere gitmişiz, insana alışmamış bir tabiatın kartelası. yaban var adların önünde. yakınlarda su olabileceğine dair çoban masalları duyulmuş. önüne yalak koymuş eski insanlar. kurtlar gelirse gürültü yapıp kurtulacağız. çocuklar bulup sevmek istiyor ama. yamaçsız bir genişlik sanki dağ değil yeryüzü.

bir sokak karşılaması, trompet ve saksafon giriyor. gelin alınacak, götürülecek, neler yapılacak ona. çevreye neşe ve rahatsızlık vererek geliyorlar. uygun çıplaklıklardan güzeller seçiyorum kendime. onun sırtı, bunun gözleri. birkaç insan bir araya gelince yabancı bir sürüyle karşılaşıyorum. ellerimiz ayaklarımız bitmiyor. benziyoruz. sizlere katılıp sayrılığımı unutacağım.

bir kalça kesiyor bozmadan. önümüze koyuyor. daha ilk günden azalmamış. ağzımı, iştahımızı istiyor. boşalan kutularını topluyorum ilaçların. yenileri için para hazırlıyorum. başka ilaçlar yapsalar onları da alsam.

geçen şiir sordu, ancak çiçek çoğaltabilirim dedim.
bu kadar acımasızlık yeter.
…