kurtulmak isteğimiz organlarımız hk.

kurtulmak isteğimiz organlarımız hk.


önce
bir insan yavrusunun
ilk kez halı yıkayan sokakları ile
çise kurumadan tarlaya girdiklerinden
yılın on ayı ishal gezen hazarların
onların ve size anlatmadığım başka kişilerin
yan yana koyup ayaklarını düşündüm

şefkatten gelen bir babanın gözleriyle
çocukları ayaklarından kurtarmak mı gerek


daha önce
zihinlerimizi
eminönü’nde orkinos hamallığı yapan insan ırgatın
cağaloğlu’na tırmanarak sırtına damıttığı marmara’yı
günlük gazetelerle sildiği
matbaanın idamın ve waterman mürekkebin
bilinmez birinin çocukluğu gibi eskidiği
zihinlerimizi
sirkeci’de bir balıkçının önüne atıp
gitmek mi gerek

noradrenalin ve kortizonla
bedenimize ruh çarpa çarpa hal kalan
ve bizi içinde olmak istemediğimiz atlara koşan
zihinlerimizi
bırakılmış bir köpeğin endişesinde yaşatan


ve dünyayı bir ırgatın sırtında
ölü balıkların ağzı açık gözleriyle
izleyen görümüzü
pek de makbul olmayan taraflarımızdan biri olarak
kendimizden temizlemek
mi gerek

balıkçı tulumuna yapışmış
bir organı olabilir insanın da


parmaklarıyla tutup çekmek istediği
tam o sinapsisi
kolonlarına bağlayıp temizlemeden
bir çekicinin arkasında terk eden

kendini nakış sökümü gibi azaltan
yeniden ve mecburen azaltan
annenin eline tutuşturup
uzak odalara gönderdiği bir bobin gibi
dayanaksız ve sökülmüş bırakan
depremi devleti ve diğer olanakları
hep altında kaldığı bir şey diye duyan

çocukları kolonlarından kurtarmak mı gerek


gözyaşlarımız da organımızdır
çok korktuk ama ağlamadık


çarpılmış tazılar gibi titreyen
barkod tutmayan
sıra vermeyen
sivil ayaklarımızı
bir itaatsizlik olarak gecelere çıkarıp
sanrılara ilaç dolaplarına kimyalara kilitleyen
tahlili
büyük bilgiyi
ve sarıklı deccalleri
insanlarından kurtarmak
mı gerek

fizikte tesellisi olabilir mi insanın



evrenin büyük
bir parçası olarak dönen kafalarımızı
dip akıntılarından merhaleden
çekirge sürüleri gibi geceye çarpan düşünceden
ormanın kulaklarını kesilmemiş bulduğu yerde
göle doğru yakaladığı açıklığı
ya bodur ağaçların tükendiği
dağ kelliklerini
ve kalma işini
çocukluk hatırası sanan
yani zelzele duyarcasına sarsılan
zihinlerimizi
geçmişten ve gelecekten soyup
kurtarmak mı gerek