Sosyoloji’de yaşça ve birikimce büyüklerimizin Saraçhane Direniş’i ile ilgili suskunluğu, salt baskıdan müsebbip değil. Umutsuzluk, korku ve beyhudelik beton gibi donmuş üstlerinde. Gündelik olan tarihsel değer taşısa da görmezden geliniyor. Tükenmişlik, iç dünyalarını korumaya yöneltiyor onları. Bu halkı aşkın bir aklın kibri değil, gözleri bağlı ve çıplak işkence gören 60-70 doğumluların yılgınlığı. Geziden beri “aydınların” neden kanaat önderimiz olamadığı üstüne düşünürdüm. Ama şimdi yılgınlığı bırakalım.
İş başa düştü. Ben isyan ve direniş’i özleyen, nasıl oluyor da dünya başımıza yıkılmıyor veya ayaklanmıyoruz diye düşünen biriydim. Lakin umudum da yoktur. Şimdi gelişen bu direniş karşısında sudan çıkmış bir balık, hatta iki balık kadar şaşkınım. Sonuçlar üzerine konuşmak daha kolay elbet. Ama onca felaket yaşanmışken o zamanlar değil de neden şimdi? Bunun bilinmesi mümkün değil sanıyorum. Öngörülemez bir toplumsal dinamizm İstanbul’da ve pek çok şehirde insanları sokağa döktü.
Daha önce görmediğim kadar (Gezi Direnişi dahil) sivil bir direniş olduğunu düşünüyorum bu eylemlerin. Gezi’de kabaca AKP ve AntiAKP çatışması varken bugün siyaseti toptan karşısına alan, müesses nizamın tamamıyla derdi olan ve hareketi sahiplenmeye kalkan CHP dahil tüm kurumları yuhalayan bir protesto var. Hatta eylemlerin kendisinde ana muhalefetin pasifliği, beceriksizliğini yeniden kanıtlar durumda.
Mitingle eylemin farkını bilen bir direnişle beraberiz.
Mitingin siyasal alanda kabul gören, çatısı belli ve kurumsallaşmış yapısı polisdevlet’e karşı daha güvenli olarak okunsa da direnişçiler iktidarın kriminalleştirdiği *protesto*eylem*direniş* söylemini korudular. Ki bu rastlantıyla sürecek şey değil, kolektif bir bilincin ürünüdür.
Bu söylem iktidara isyan ederken muhalefet birimlerine ve başta ana muhalefete “Sizin de ne olduğunuzu biliyoruz.” diyor. Gündelik olarak apolitik görülen ya da sınav sonuçlarına bakılarak cahil addedilen Z’nin Youtube’rlara yaptırdığı ana akıma nazaran özgür siyasi münazaralardan sonra, toplumsal yönelimi dinlemeyip Kılıçdaroğlu’nu aday çıkaran CHP ile de hesaplaşması söz konusu. “O fırsatı kaçırdınız, şimdi Ekrem’i yediriyorsunuz!?” Başka kuşakların yıllarca yedikleri kazıklara rağmen skolastik CHP tabanında beklemelerini belki bu dinamizm bozacaktır. Z’nin üçüncü yollarla flörtleri, milliyetçi düşünceler ve demokratlar arasında gidip gelen yönelimleri, dünyada yükselen sağ faşizmin gençlerde süreceğinin işareti olarak okunmuştu. Bu arayışlar hiçbirinde kurtuluş bulamayan gençleri sokaklara döktü.
Ekrem İmamoğlu sivilleşiyor.
Sürecin bana söylediği bu. Çünkü AKP karşısında mert bir şekilde mücadele ettiğine ikna olunan tek isim o. Sosyalistlerden Ahmet Şık, Erkan Baş gibi isimlerin adalet konusunda daha uzun ve tutarlı mücadeleleri olsa da komünizmin toplumdaki imajı, CHP’nin marka değeri ve AntiTayyip partisinin büyüklüğü sayesinde İmaro’nun topladığı konsensüs herkesin üstünde. Velhasılıkelam yolsuzluk konusunda hiçbir siyasetçiye güven olmayacağını çoktan öğrenmiş gençler, yine de durumun siyasi bir engellemeden ibaret olduğunu düşünüyor. AKP İmaro’nun ayağını kaydırmak için tepesinden bir an ayrılmazken, Ekrem bir şey yapacaksa da henüz yapamamıştır görüşü hakim. Bu da onu CHP’nin üzerinde bir lider ya da mümkün kurtarıcıların en temizi yapıyor. Karşısında bütün açılardan sicili kirli bir iktidar da olunca, “Onlar söylüyorsa zaten yalandır!” inancı da arkasından geliyor.
Bu direnişten ne çıkar?
Türkiye hukuk devleti olur mu? Tek Adam rejiminde devam edeceğiz. Bu rejimi başka bir karizmatik lidere emanet edip onun memleketi hukuk devleti haline getirmesini isteyeceğiz. Ancak bu tepkisellik korunursa ve daima hukuksuzluk karşısında protesto refleksleri ortaya çıkarsa, iş başka bir Tek Adam’ın namusuna kalmaz. Lakin Kürtleri, Ermenileri ve cümle azınlığı düşmanlaştırarak dövdürmeye devam edersek adil bir ülkeye hep geç kalacağız.
Direniş boşa mı?
Hayır. Türkiye bir ütopya olmasa da bizim bir kişiyi bile faşizmden kurtarmaya, ekmeğin bir lira dahi ucuzlamasına ihtiyacımız var. Ömürlerimiz tükenmeden bir gün olsun gün yüzü göreceksek, bunu beraber direnerek ve siyasetin elinden söküp alarak göreceğiz.


Can Oğul 🍒