Leman’a İnat Saray’a Biat

“Düşünce özgürlüğü mü önemlidir, kutsallar mı?” tartışmasından önce şunda uzlaşmalıyız: Leman’a yapılan bir siyasi operasyondur. AKP, iktidarına zeval verecek her türlü sesi yok etmeye çalışıyor. Siyasi rehinler bir yana, esir gazeteciler bir yana, sıradan vatandaşa yapılan baskı diğer yana.

Taksim’de Leman’a saldıran örgütün dergiyi okuduğunu sanmıyorum. Bazıları varlığını o gün öğrenmiştir. Pek çok suç unsuru teşkil eden bu linci polis niye izler? Madımak Katliamı, Tan Baskını tarihten günümüzü aydınlatan olaylar.

Suç Ne?

Muhammed’in resmedilmesi Müslümanlar arasında bir tabudur. Filmlerde de yüzü örtülü kişilerce oynanır. Bununla ilgili açık bir yasak olmamasına karşın, yaygın bir norm var. Peygambere duyulan saygı, onun eşsizliğini pekiştirme ve putlaştırmanın önüne geçme gibi anlamları var bu yasağın. Tüm bunlar Müslümanlar dışında hiçbir grubu bağlamaz. Kimse bu tip hassasiyetleri bilmek zorunda değil. Karşılıklı iki kişi çizip birine Muhammed birine Musa dediğinde bunların iki büyük peygamber olduğunu düşünmek akla uygun. Onların savaşta hem Müslümanların hem Musevilerin öldüğünü ve sonunda aynı yere gittiklerini gösteren birer vatandaş olarak kurgulanması da akla uygun. Ama iki durumda da aleni bir hakaret olduğunu söylemek abes. Dil uzattırmayız diyorlar, Allah’ın selamından başka bir şey yazmıyor zaten karikatürde. Peygamberlerimiz mazlumların yanındadır, mesajı daha çabuk geliyor.

Siyasi bir hareket olmasaydı da şeriat isteyen bir grubun Leman’ı linçlemesini anlardım. Onların yasalarında asmak kesmek var. Mizah yok, sanat yok. Lakin laik, özgür ve refah bir ülkede yaşamak isteyen herhangi bir inançtan vatandaşın bu lince ortak olması gericiliğe çanak tutmak oluyor. İşine gelmeyen her türlü sese alınganlık gösterip onu susturmanın yolunu aramak faşizmdir. Bizim gibi düşünmeyenleri yakmak istemek ne oluyor?

Ayasofya Göndermesi

Tam da bu olayı eleştirmek için peygamberimize laf ettirmeyiz diyenlerin özellikle Ayasofya’daki Muhammed yazısını paylaşması manidar. Başka bir kutsala ait küresel değeri ele geçirip kendi ibadethanen yapıyorsun. Yüzyıllar içinde tarihi eser konumuna geliyor. Koruma altındaki binayı siyasi amaçların için önce kullanıma açıyor, sonra özelleştirip fahiş fiyatla gezilen bir müze yapıyorsun. Bakanın akrabasının turizm şirketi kesiyor biletleri de. Sorsan Allah’ın evi… Sonunda hiçbir dinin kutsalına ya da ecdadın tarihine saygı duymamış oluyorsun. Oradaki Muhammed yazısını paylaşmanın anlamı da böylece yerini buluyor: “Sen Muhammed karikatürü yapamazsın ama ben canımın istediğini yaparım! Benim tâbi olduğum bir yasa yok, senin yasan benim!”

Bir başkası için bu “Camii ile dine, biletle tarihe saygı duyuyoruz.” demektir. Halbuki “Biletle cebimize, camii ile siyasi gösteriye saygı duyuyoruz.” olmalıdır. Siyasi hedeflerden arındırılmış, kamusallaşmış bir alan ibadethane ya da müze olabilir. Her çıkar için yeniden revize edilen bir yer kim için kutsal olabilir? Bilet kamunun, camii halkın olsa, belki.

Sonuç

İfade özgürlüğünü bastırmak için kutsalları araçsallaştırmanın amacı siyasi muhalefeti engellemektir. Dini değerler, hakaretlerle sarsılmaz, hakaret edenin itibarı biter. Bu tip tartışmalarda tehlikede olan hiçbir zaman İslam olmamıştır. Aksine dil uzattırmayız dedikleri şey iktidardır. Düşünce özgürlüğü meselesi de başka yazıya kalsın.