Beni birkaç yüzyıl ağlatmaya yetecek bir söz okudum: “Kavuşmanın bir çeşididir anmak.” Benim hassasiyetim olabilir. Sizi aynı kuvvetle etkilememesinden endişeleniyorum.
Duyguların sesini sanki olması gerekenden yoğun duyuyorum. Hassa diye bir şiirim var. Etrafında döndüm bunun. Daha dönerim. Turgut Uyar’ın “yersiz ve inceydim biraz” derkenki duygulanışına benzetiyorum.
Karahüzün, karaduygululuk; seni ben zamanı yutan bu fabrikanın bütün vardiyalarına yazıyorum.
Neşeye kaçmak: evde mecbur olduğu adamı ilk fırsatta aldatan kadın..
Söyledim: başka duygularda durmak isterdim. Duygular bulutlar gibi gelip geçerken insanlar da öyle. Oysa ben bazen bir bulutta kalmak isterim.
Gördüm senin eteğini sıyırıp altına aldığın ufuk çizgisini. Orada olmak isterdim.
Şimdi kır taylar gibi bacaklarıma yapışan, kaçırılmış arzuların kuvveti. Şairin, iri ağaçlara benzeyen uzun gövdesinde, karahüznün şişirdiği adeleleri.. her tekrarı tükenişte sızlayan, bağlarından kopmak üzere olan kollarını sarılmak için şeylere uzatırken. keşke biri fotoğrafımı da çekseymiş.
İnanasım gelmiyor yaşadığıma.

Ne güzel ifadeler.soluksuz okudum