Madalyonun bir yüzü
CHP pek çok anlamda yılların hayal kırıklığı. Bana ve pek çok seçmene göre tekadam’ı yıkmak için çok fırsat kaçırdı. Ayrıcalıklı muhalefet koltuğundan halkın öfkesini, yoksulluğunu, sözünü meclise ve meydanlara taşıyamadı. Bu beceriksizlik bana öyle geliyor ki CHP’nin demokratik çoğunluğa ulaşamamasında en büyük faktör.
100 bini aşkın kayıp verdiğimiz 6 Şubat Depremi’nin yıkımı duruyor, ulaşılamamış cenazelerimiz göçük altında çürüyor ve türlü fiyaskoların arkası kesilmiyorken, büyük bir kitlenin yer değiştirip CHP adayını cumhurbaşkanı seçmesi mümkün olmadı. Aday kavgaları ve koltuk kapmacalar oynanırken, herkesi uyuduğu uykudan uyandırabilecek en büyük kıyamet kopmuştu. Ve biz yine celladımızı bırakmamaya karar vermiştik. Başına taş yağdığı halde kararı değişmeyen yüce milletimiz, yaslı gözlerimizde kalan son ümidi çalmıştı. CHP de son kertede “Depremi Tayyip mi yaptı?” sorusuna yenilip iktidarın olmasa da muhalefetin sıcak koltuklarına, bir dahaki sefere diyerek oturmuştu.
Saraçhane Direnişi’nde de partiye eleştiriler çoktu.
Direnişin örgütlenmesi tarafında partinin sınıfta kaldığını söyleyen öfkeli ve sitemli bir kalabalık vardı. Bilhassa polis şiddetiyle mücadelede CHP’nin direnişçileri terk ettiği sosyal medyada gündemdeydi. Babanın şiddetine direndiğimiz meydanda annemiz de kucak açmamış ve kardeşlerimizle ortada kalmıştık.
O sırada toplumun -nasıl olur da binlerce kıyamete tepki vermemişken- İmamoğlu tutuklamasına ayaklandığını, bardağın neden daha önce ya da sonra değil de şimdi taştığını anlamaya çalışıyordum. Bu direnişle sonunda kolektif bir tepki verebildiğimiz için seviniyor, alandan gelen “CHP kapıları açmadı!”, “Direnişi mitinge çevirmek istiyorlar!” gibi haberlerle partinin çiğ ve etkisiz siyasetinin bu halk hareketini de zayi edeceğinden endişe ediyordum. Artık gündelik siyasetle ilişkisini kesmiş (küsmüş) eski tüfeklerin de “İmamoğlu’nu da yedirirlerse yuh artık!” dediğini duyuyordum.
Nitekim yıllarca CHP’den etkili bir muhalefet bekleyen halkın, tüm başarısızlıklardan sonra aldığı cevabın hala “Millet Büyüktür!” olması bana çok acıklı geliyor. Evet, milli egemenlik, evet demokrasi. Ama muhalefeti de halk yapıyor, isyanı da. CHPli içeri girdiğinde onu da halk çıkarmaya çalışıyor. Tüm bu emeğin arkasında CHP ne yapabiliyor? Aciz görünüyor. Bunu Saraçhane Direnişi’ni sönümlendirip Maltepe’ye miting çağrısı yapması takip ediyordu. Maltepe’nin direnişin finali olacağını, bir nevi CHP eliyle bitirilen eylemlerin Tayyip’in zaferi olacağını düşünmeye başlamıştım. Öyle olmadı.
Madalyonun bir yüzü daha
CHP Saraçhane Direnişi’nde yakılan ateşi söndürmek yerine arkasına almayı başarıyor! Kurtuluş Savaş’ının sembolleri üzerinde yeni bir siyaset inşa ederek, adalet arayışı ulusal bir harekete dönüştürüldü!
Bir yandan İstanbul’da mitingler düzenlemeye devam eden parti, Samsun’da başlattığı ilk mitingle ülke genelinde “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” başlıklı mitinglerle hem toplumsal hareketi örgütlemiş ve yaymış hem de direnişi kriminalleştiren AKP’ye karşı, kardeşlere anne kucağını açarak takadam’ın polisdevlet’ine karşı daha güvenli bir protesto alanı sağlamış oldu.
Yozgat’ta devam eden hareket büyük teveccüh gördü ve sansasyona neden oldu. Çiftçinin ve Anadolu’nun sahne aldığı bu mitingde yıllardır halkın sesi olamayan CHP mikrofonu halkın kendisine teslim ederek rızasını ve oyunu alamadığı kesimlerle de belki barışmış oldu. CHP kurucu parti olması nedeniyle muhalefette olsa bile ayrıcalıklı siyasi hayatı temsil eden soğukkanlı ve dokunulmaz imajını, yoksul halka yer açan ve cuntaya isyan eden halkın sesi olmaya başlamış görünüyor.
Bu yeni imajda Özgür Özel’in önemli katkıları olduğunu tahmin ediyorum. Ben Özel’in genel başkan olmasını istemezdim çünkü yardımcı başkan olduğundan aynı kültürün devamını niteliyordu benim için. Ancak halkın uzlaşısını kazanmış İmaro’yu tutukluluğunda dahi ısrarla aday göstermesi, ona olan desteği sembolik bir seçimle ortaya koyması ve CHP’yi meclis koridorlarından ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun akil bulunan fazlasıyla temkinli, ağır kanlı ve statükocu siyasetinden çıkarıp meydan okuyan bir tutuma getirmesi an itibariyle onu başarılı bulmama sebep oldu.
Bu süreçlerin sonunda Özel’den başka üç öznenin popülaritesi ve etkisi arttı diye düşünüyorum.
İlki Ekrem İmamoğlu. Zaten popüler olan bu isim, partiler üstü bir tevafukla öne çıkmıştı. Sanıyorum onu CHP’nin imajından farklı ve üstün tutan sürekli olarak sahada olması, vatandaşlarla sürekli temasta olmasıydı. Aynı zamanda rakiplerine ötekilerden çok farklı bir kararlılıkla meydan okuyan, şeffaf ve hesap verebilir bir tavrı vardı. İstanbul için yarışırken rakibini aynı masada mat etmiş ve başkanlığı boyunca İstanbullu’nun hakkını korumaktan söz etmişti. Tutukluluğuyla bir şekilde ona güvenmeyen vatandaşların bazılarının desteğini kazandığını düşünüyorum. AKP’nin de bu operasyonla bazı seçmenlerini sessizleştirdiği, partisini savunamaz hale getirdiğini düşünüyorum. Medyada saray içinden de AKP üyelerinden homurdanmalar geldiğine dair haberler gördük.
İkinci isim, Ali Mahir Başarır. Benim daha önce hafızamda yer etmeyen bu isim, Saraçhane Direnişi ile hayatıma girdi. Sahada CHP’nin öznesi oldu. Özel’in adli süreçlerle ilgilendiği noktada olayların içinde, gençlerin yanında, basının önünde kamera karşısında Başarır vardı. Sahipsiz ve temsilsiz kalmış ezilenlerin yanında bir kurum güvencesi altında birleşebileceğimizin garantisi o an sahada bizimle direnen bir partili olabilir. Hayatımıza fiilen yeni girdi. Protestoların enerjisini Millet İradesine Sahip Çıkıyor mitinglerine dönüştüren CHP’nin sahaya muhatap koyması ve böylece CHP’nin antiTayyip partisi için her şeye rağmen bir uzlaşı noktası olması yolunda ciddi bir özne olduğunu düşünüyorum.
Üçüncü isim Mahir Polat. Sanıyorum siyasi görevde olup insani hünerleri bu kadar çok şahit toplamış çok kişi yoktur. İBB Miras başlığıyla kazandırılan kültür varlıklarımızın emekçilerindenmiş. Tutuklandı ve büyük tepkiler ve sağlıklar sorunlarıyla nedeniyle ev hapsi koşuluyla salındı. Hapisten çıktığında yaptığı ilk açıklamayı alıntılıyorum: Biz bu ülkeye güzel şeyler kazandırmaya çalışan, bu ülkenin gariban çocuklarıyız. Biz Anadolu çocuklarıyız. Türkiye kendi çocuklarıyla şifa bulacak.”
Tüm siyasi elitleri terazinin bir kefesine koysak, Mahir’i diğer kefeye, Mahir ağır basar.
CHP’nin bizim yoksulluk ve yoksunluğumuzdan gelen, adalet arayışımızı, kültür mirasımızı paylaşan isimlerle, Anadolu kardeşliği ruhunu, AKP’nin bizden çaldıklarıyla inşa ettiği burjuvazinin karşısına koymasına ihtiyacımız var. Bu toplumsal refaha katkı sağladığı kadar, CHP’nin geçmiş günahlarıyla yüzleşmesine ve siyasi talan geleneğini yıkıp dönüşmesine de katkı sağlayacaktır.
Traktöre binip kasket takmak iyi. Ama bu sembolleri çalışması için siyasi alanın, nimetlerini kendine ayrıcalıklı bir hayat kurmak için yağmaya gelen elitlerden, karlılık odaklı iş adamlarından arındırılması gerekir. Bu toprakların Sümer’den başlayan tarihiyle kalbi çarpan ve bu coğrafyanın, insanın acılarını dindirerek şifa bulmak isteyen entelektüeller bulunmalıdır.
