Erol Eğrek ve Yetim Ülkemiz

Erol Eğrek öldü. Çalık Holding’in kapısına hakkını istemek için dayanmıştı. Haberler Erol’un kendi kafasına silah dayama noktasına gelmiş bir emekçi olduğunu söylüyor.

Hukuki haklılık kimdedir, tazminat meselesi detayı nedir, bilmiyoruz. Araştırılıyor.

Ancak tablo tanıdık geliyor. Kişi, emeğiyle yıllarca küçük büyük bir işletme için çalışır. Hayatının en verimli yıllarını harcar. Zalim koşullardan bahsediyoruz, yoksulluk sınırının altında. Nereden biliyoruz: annemiz babamız da böyle çalışıyor, biz böyle çalışıyoruz. (Eğrek örneğinde durum daha iyidir, kötüdür, çok da önemli değil.) Ardından çeşitli sonlardan biriyle ıskartaya çıkan işçinin biriken hakları ödenmiyor. Bilhassa EYT ile emekli olup kıdem tazminatı veya emeklilik ikramiyesi hakları kazanan işçilerin pek çoğu da yıllardır ödeme bekliyor. Kimi mahkeme koridorlarında, adaletin çileli yavaşlığıyla hemhal, kimi aynı patronun kanatlarında, bir gün mutlaka diyerek sömürülmeye devam ediyor. “Kurumsal” denen firmaların en azından bu ödemelerde sorun çıkarmamasını bekliyoruz ama Türk tipi kurumsallıkta belli olmuyor.

Oluşan bu sömürü düzeninin karşısında güvencesizlik hat safhada. Mahkemeler işçinin yanında deniyor. Ama bir adliyeye işiniz düşmesin, yıllar sürüyor. Zaten adaletin sermaye yanlılığını da her gün eleştiriyoruz. İşverenin siyasal ilişkileri de varsa vay bizim halimize! E zaman aleyhimize, enflasyon aleyhimize, bir yandan hayat sürekli yeni ihtiyaçlarla ve sürekli zamlı olarak kapımıza dayanıyor! Avukat dosya ücreti ve diğer masraflar için para istiyor. İnsan olmanın dertleri, memleketin ahvali yükleniyor. Bu kadar baskıyı insan nasıl göğüsler? Hangi ruh hangi bedende dayanabilir? Çaresizlik, kendini öldürmenin darlığına sokar insanları!

Erol Bey’in 10 yıldır süren mağduriyetine devlet baba ne zaman yetişecekti? 10 kişi öldüresiye dövmeseydi onu…

Erol Eğrek’inki gibi ölümler semboliktir.

Temsil niteliği de yüksek. Tersane işçisi Yasin Demirdağ gibi.. Bir baba 4 çocuğu ve eşinin yanından 10 yıldır verilmeyen alacağını istemek için kapıdan çıkıyor ve cenazesi dönüyorsa yetim kalan bütün ülkedir. Sahipsiz olmadığımızı, kimsenin bir insan ömrü için uzun zamanlar boyu haksızlığa uğrayamayacağını, devletin adaleti sağlayacağını ve haksızlıkları telafi edeceğini ispatlaması gerekiyor. Evdeki çocuklar korkuyu beklerken, kabuslarını gerçeğe dönüştürecek büyük çaresizliklerden onları kurtarmak gerekiyor. Gerekiyordu. Şimdi ne olacak?

Bütün kurumlarımızla tek bir mağdur kalmayana kadar tepki göstermeliyiz.

EYT’liler ve diğer emeklilerin pul olan emeklilik ikramiyeleri kaç ay sonraki mahkemede, kaç sürmenajla nihayete erecek. Samandağ ne olacak? Çorlu ne olacak? 6 Şubat ne olacak? 19 Mart ne olacak? Bu kadar olay nasıl insansız dağılacak!

Hak, hukuk, adalet ne zaman gelecek?

Şunu da sormak gerek:

10 kişi bir adamı neden döver! Nasıl koruma denen grup Eğrek ile değil de erkle özdeşleşir. Erkeklik yarıştırmak hep mi kardeşliğin önüne geçiyor?