Efendimiz Acemilik Turgut Uyar’ın 1956’da yayınladığı bir deneme. Benzer bir anlam hizasında “Korkulu Ustalık” duruyor. Bugün şiir üzerine yazdığı yazıları derleyen aynı ada sahip kitapta fazlasını okumak mümkün. Sona bağlantısını koyarım.
Ne demek acemiliğe kul olmak, onu efendi bilmek, ustalıktan korkmak?
Ustalık, sadece işi iyi yapmayı değil; o işe ilişkin belirli tavrı tekrarlayıp geliştirmiş olmayı ifade ediyor. Ezberler; düşünme ve davranma alışkanlıkları kazanmış olmak.. Demek öznenin nesneye her seferinde tutunduğu arka planla benzer biçimlerde yaklaşmaya yatkın olması.
Oysa şiir-sanat, bunun tam karşısında. Daima yeni bir tavrın, yeni biçimlerin; gündelik ve adı henüz konmamış duygulanımları ortaya çıkaracak sezgilerin pususuna yatmış, her geçen gün yeni avlanma yolları arayan, bulamasa da arayan, bulsa şüphe eden, ikna olmayan bir yaklaşımı gön giymeli. Nesnesine her defa alışmadığı başka yollardan, keşif gezileriyle gitmeli.
Bir söz söyleme şeklinin ustası olmak, sürekli aynı ahşabı yontup zımparalamak, konforlu bir günü geçme’nin bekçiliğidir. Yeni’nin ve belirsizliğin huzursuzluğuyla çalışarak aceminin telaşını ve güvensizliğini duymalı. Ustalıkta ölüm, çıraklıkta yaşam var..
Nereden anlıyoruz şiirde yeni’yi?
Ahşabı şaşırtmak, kelimeyi tedirgin etmek, cümleleri yadırgatmak gerekiyor yerinden. Devrikle, dolaylı tümleçle açıklanmayan doğa olayları.. Yazar bunu yapsa da yapamaz. Daha temrin ederken alışıp kaybeder şaşkınlığını. Boşluğa fırlatır elindeki taşı, bir başkasını yontmak için. Sefası okura kalır.
O da bugünlerde kuşun taşa çarpması…
Son olarak: yeni bir şiirle ilgili en yakın referans noktamız 50-70 yıl mı hala? İkinci Yeni hareketinden sonra şiirin yüzü güldü mü, bilmek zor.
Okuma Önerisi: 1
