Metabolik Bir Yük Olarak Depresyon

Bu konuda yazmakta zorlanıyorum. Yazdığım her şeyde duyduğum kara hüznü, derli toplu gösterebilmem zor. Neresinden tutacağımı bulamıyorum, çok budaklanmış. Kesip atamıyorum da. Kötüsü, neresinden tutsan on bin yıl sürüyor. Dönüp sonra bir de şu yanı var demeye utanıyorum. Bu konuda bir düşünce yazısı yazıp memnun olmam zor. Hep güçsüz geliyor. Olsun.

Kitabımın afişini paylaşıp üstüne hocam Zavallı’nın “şiirin yüzü güldü!” iltifatını yazdım. Yazgül mesaj yazmış: “Şairin de yüzü gülse!”. Birini seçebilsem kendimi seçerdim. Seçmeye gayret ediyorum. İyi yaşamak benim sorumluluğum ya…

“Mutsuzluktan söz etmek istiyorum
Dikey ve yatay mutsuzluktan
Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun
sevgim acıyor” Turgut Uyar, Acıyor*

Depresyon kimi neden buluyor, bilmiyorum.

Birkaç yıllık terapi, okuma ve yaşam deneyimi birikiminden sonra, size söyleyeceğim içtenlikli sonuç bu. Bilmiyorum. Her şeyden ve hiçbir şeyden oluyor. Kendi yakınlarıma da baş ettiğim sorunlarla ilgili konuşurken tıkandığım soru bu: Peki neden Oğulcan, neden böyle oluyor? Anksiyete, depresyon… (Nazar’a ve büyü’ye inananlara güleryüz göstermekten gülüm soldu.)

Danışan koltuğunda otururken sizi yapan etkenler gözünüzün önünde giderek bütünleşir. Darmadağın düşünceleriniz aylar yıllara dönüştükçe belirgin bir tabloya dönüşür. Özyaşam öykünüzü çıkarır, ülkede, ailenizde ve kendinizde maruz kaldığınız şeyin aritmetik ortalaması olduğunuzu düşünürsünüz, sizi oluşturan belirsiz toplam. Genetik, çocukluk ve toplum.. Ama iş gelip de (yaklaşık) aynı koşullardaki insanların neden bunları hissetmediğini açıklamaz. Sizi kıskıvrak yakalayan şey, giderek kalabalıklaşan ve çoğunluk durumuna gelen bir kitleyi de kuşatsa, dışarıda kalanların niçin her şeyle daha kolay baş ettiğini bilemezsiniz.

Onların duyarsız, sert kabuklu ahmak bir güruh olduğunu düşünmek hasetin öfkesi içinde azalıp kaybolan bir çıkarım gibi. Zaman sizi bir haklı çıkarır, bir yanıltır. Sonunda siz kendinizi sabote eden duygulara teslim olmuşken, ömrünüzü ıskalamaktan, yaşantıları kaçırmaktan derbeder olurken, dışarıda şinanay da yavrum hopa şinanay. Ötekilerin puslu hayatları da size parlak gelir. Kimsenin kullanmadığı bir güne hapsolmuşsunuz. Gelen giden yok.

Yazının başlığını “Bir Metabolik Yük Olarak Türkiye” yapmayı düşündüm.

Çarpıcı geldi. Sonra vazgeçtim. Hem bu aralar benim Türkiye’ye özgü sandığım insanlık sorunlarının pek çoğunun küresel olduğunu duymaya başladım. Hem yani benim yüreğim küs diye bütün suçu memlekete atmayayım dedim.

Yani bir metabolik yük olarak yaşamak.. Evet? Felsefe’nin, dinlerin ve tüm masalların güzel annesi.

Esas sorun dünyaya atılmış olmaktır, diyebilir felsefe.

Rahim’den olmak, diyebilir psikoloji. İnsanın doğadaki aczi diyebilir. Sonlu olma bilinci diyebilir. Kent ve kapitalizm eleştirisi yapabiliriz. Doğru yaşamıyoruz, diyebiliriz. Hepsine puan veriyor lakin iyi olamıyoruz..

Bir perspektif olarak melankoliyi giymekten kurtulmaya çalışıyorum. Ödevim bu.

Şeyleri olduğundan daha kötü görmemek, karanlığa duyarlı yaşamamak.. Melankoli’nin bir yardım çağrısı olduğunu biliyorum uzundur. Ağlayan birine insanların destek olmak istemesi, ilgi. Şefkate çağrı. Destek alamamış olmak. Ele güne karşı dal taşak

“çağın ilahiyatına girildi. kitaplarda melankoliye bakıldı. ondan çıkıldı. ondan arınıldı. geriye korkunç bir mutsuzluk kalana dek.” Oğulcan Özkan, Zümrüt*

Beni depresyonla ilgili şaşırtan şey genelde arzulu olmak oluyor. Depresif kişilerin anlamsızlık içinde boğulup hiçbir şey istemediklerini düşünürdüm. Dünyaya yüz çeviren bir dervişin bilgeliğini duyardım bunda. Sonra, bunun hayatı delice arzulayıp hayal kırıklığı yaşamış olmaya ait küslük olduğunu anladım. Bu kendimle çok üzücü bir anım.

Bireyci yaklaşımları genel olarak çöpe atabiliriz. Hayatın insana bir şey vadetmediği, insanın çalışıp kendi anlamını üretmek zorunda olduğunu söyleyenler doğru der. Ama toplumsal kurumların kabahatlerinden pek bahsetmezler. Günahlarımızla sevaplarımızla her şeyin sorumlusu biziz, birey. Bu dönemde bu algı burada çalışmaz. Emeğinin karşılığını asla alamadığın bir yaşamın suçlusu emek olamaz.

Şimdilik bu kadar olsun.

Karikatürlerde depresyon görünmez bir çuvaldır. Ağır ağır taşıyoruz, yarının şiirine yetişecek!

Sevgiyle değerli okur.

İzleme Önerisi: 1